Ara

ÇOCUKLARIMIZI HASTALIKLARDAN NASIL KORUYABİLİRİZ?

En son güncellendiği tarih: Şub 26

Elini yıkadın mı?”, “Sütünü içmeden sofradan kalkmak yok!”, “Koşma, terlersin!” ve daha nice direktifler… Elbette bunların anlamı, çocuğumuzu hastalıklardan korumaktır. O yanımızda olduğu sürece enfeksiyonlara karşı önlem almamız çok daha kolayken, müdahale etme şansımızın olmadığı okullar söz konusu olduğunda ebeveynler için durum daha zor gibi görünebiliyor. Özellikle günümüz koşullarında daha erken yaşlarda okul ortamına giren 5-6 yaş öncesi çocuklar da olmak üzere okul çağı çocuklarını ilgilendiren bu davranış ve önlemler şöyle sıralanabilir.



EBEVEYNLERİN KORKULU RÜYASI: VİRÜSLER

Özellikle okul gibi kalabalık ortamları çok seven birtakım virüsler ekim ayından itibaren kendini göstermeye başlayarak kış döneminde artıyor. Bunların en başında; rino virüsü, parainfluenza ve özellikle 1 yaş altı çocukları çok etkileyen RSV adlı virüsler geliyor.

Parainfulenza virüsü, ses tellerinde yakın yerleri tutarak köpek havlama sesine benzer bir öksürüğe neden olabiliyor. Rino virüsü, daha çok burun kısmını mesken edinerek baş ağrısıyla belirti veriyor. Yine solunum yoluyla bulaşan kızamık, kızamıkçık, halk arasında “öpücük hastalığı” denilen enfeksiyöz mononükleoz, parvovirüs, suçiçeği vücudun çeşitli bölgelerinde döküntülere neden olabiliyor.

Mide bağırsak sistemini etkileyen virüs enfeksiyonları, su gibi dışkılama, ateş ve kusma olarak belirti veriyor ancak bakteriyel olan enfeksiyon söz konusuysa, içinde kan ve sümüksü görünüm ve yüksek ateş görülebiliyor.

OKULDAYKEN DE KONTROLÜ ELDEN BIRAKMAMALI

Çocuğun beslenme alışkanlıkları, hasta olduğunda yapılması gereken davranış ve tutumlar ya da hasta olmadan alınan önlemler evde okula nazaran daha kolay. Ancak ebeveynler çocuklarını okuldayken göremeseler de kontrolü elden bırakmamalı. Okulda ne yaşadıklarını anlatmalarını istediğinizde maalesef çocuklardan laf almak neredeyse imkansızdır. Dolayısıyla bunu yaparken okuldan eve gelen çocuklara dolaylı sorular sorulabilir. Örneğin; “Ellerini yıkıyor musun?” yerine, “Okuldaki sabununuzun kokusu güzel mi?”, “Sınıfınızı temizliyorlar mı?” yerine, “Sınıfınızı temizleyen teyzenin/amcanın adı ne?” gibi hem çocuğu hem de okulu hijyen konusunda test edecek sorularla olası yanlış tutumlara müdahale edilmelidir.

KALABALIK ORTAM VE HİJYEN

Çok kalabalık, çocukların tuvalete, suya ulaşımının zor olduğu okullarda durum elbette daha zor. Çünkü enfeksiyonların en çok bulaşma yollarından biri ellerimiz. Özellikle grip virüsleri plastikler, tahtalar yani çocukların okulda dokundukları bazı eşyalarda 24 saate yakın barınabiliyorlar. En çok da damlacık enfeksiyonuyla bulaşan virüsler; öksürme, aksırma ile havaya asılı kalan tükürük parçalarında yaşıyor. Dolayısıyla kalabalık olduğunda çocukların bu havayı soluması kolaylaşıyor.

Sınıfların ve tuvaletlerin düzenli olarak temizlenmesi gibi ortam hijyeninin sağlanmasında okula; ellerin sık yıkanması, ortama hapşırma ve burun temizliği için kullanılan materyallerin bırakılmaması, yemekhanede bardak, çatal, kaşık gibi kişiye özel malzemelerin ortak kullanılmaması gibi davranışları çocuğa kazandırmak konusunda ise öğretmenlere çok iş düşüyor. Özellikle el yıkama alışkanlığı çocuklarda çok zor olsa da enfeksiyona karşı korunmada büyük önem taşıyor. Bu anlamda sınıflara küçük lavabolar koyulabilir ya da temizlik araları yapılabilir.

OKULDAKİ DİĞER ÇOCUKLARA BULAŞTIRMAMAK İÇİN…

Herhangi bir enfeksiyon hastalığına yakalanan çocukların, enfeksiyonu diğer çocuklara bulaştırmamaları için evde istirahat etmeleri, okula gitmemeleri en ideal önlem. Ancak hastalıkların artış gösterdiği kış döneminde okulda olduğu süre boyunca, çocuğun hasta olan arkadaşlarıyla sarılmaması, hasta olan arkadaşının kullandığı materyalleri kullanmaması, okuldayken ders aralarında ellerini yıkaması gerektiği konusunda birtakım davranışlar hastalığın bulaşmasını önlemek için çocuğa kazandırılmalıdır.

AŞIRI KORUYUCU TUTUMDAN UZAK DURUN!

Anne babaların bazı tutumlarına göre okulda çocukların enfeksiyona neden olan mikroorganizmalara duyarlılığı da değişkenlik gösteriyor. Aşırı koruyucu tutumlar, örneğin çocuğun parkta, sokakta veya bahçede oynamasına, doğayla iç içe olmasına engel olmak, çocuğun doğanın mikroorganizmalarıyla tanışmasını da engelliyor. Bu da çocuğun o mikroorganizmalara yanıtının daha düşük seviyede olup daha şiddetli enfeksiyon geçirmesine sebep olabiliyor. Çocuk mikroorganizmalarla ne kadar erken tanışırsa, okul çağında enfeksiyonları o kadar kolay atlatabiliyor.

ENFEKSİYONLARDAN KORUYAN BESLENME

Vücudumuzda başka bir organ gibi kabul edilen mikrop floraları yer alıyor. Bağışıklık sistemi açısından neyle beslendiğimiz floramızı değiştiriyor. Çok fazla şeker, karbonhidrat, hazır gıda tüketenlerin florası onları hastalıklardan koruyamaz.

Fakat sebze tüketen, balık gibi omega 3’ten zengin besinleri, lifli gıdaları, yoğurt, kefir gibi gıdaları tüketen kişilerin bağırsak florası, hem vitamin üretiyor hem de zararlı bakterilerden koruyacak şekilde ortamda tutunuyor. Bu nedenle bu kişiler daha az hasta oluyor.

Okul çağındaki çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlenmesi için;

· Güne mutlaka kahvaltıyla başlanmalıdır; kahvaltıda biraz karbonhidrat, protein ve yağ alınmalıdır. Bunun için; meyveli yoğurt, tahıllı karışım veya evde yapılmış çok şekerli olmayan bir kek yenebilir. Alınması gereken günlük kalori için kahvaltıyı tatlandırmak da önemli; pekmez ve bal menüde olabilir.

· Kış mevsiminde özellikle; lif içeriği açısından armut, C vitamini açısından zengin narenciye, yeşilliklerden en az biri (ıspanak, pazı, brokoli, maydanozlu yemekler) yenmelidir.

· Peynir, süt ya da yoğurt gibi süt ürünlerinden en az biri yenmelidir. Çocuk hepsini yemek zorunda değildir.

· Mısır gevrekleri de içinde şeker olduğundan, çok fazla abartılmamak şartıyla yenebilir.

· Yapılan yemeklerin içine nane gibi birtakım faydalı otlar eklenebilir.

· Hazır paket gıdalar, şekerlemelerden uzak durulmalıdır (Bu anlamda çocuklara abur cubur reklamları izletilmemelidir).

· Sokağa çok çıkmayan, yaz tatili yapamamış, kısacası güneşe çok çıkmamış çocuklarda D vitamini desteği yapılmalıdır.

· Haftada iki kez balık gibi Omega 3’ten zengin yiyecekler yenmeli. Özel dönemlerde, sınav gibi stresli durumlarda ya da dönemsel beslenme bozukluğu olduğunda balık yağıyla omega 3 takviyesi yapılabilir.

· Kuru meyve ve yemişler yenmelidir.

EGZERSİZ ONLARIN İÇİNDE VAR!

Egzersiz her şeyde olduğu gibi enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini güçlendirmede de son derece faydalıdır. Ancak çocuklar çok hareketli olduklarından egzersiz anlamında zaten üstüne düşeni yapıyorlar. Bunun yanında haftanın bir günü 1-2 saat için çocuğu basketbol, yüzme, futbol gibi bir aktiviteye göndermek spor değil, bir hobi olur aslında. Çünkü egzersiz gün içinde düzenli yapılan bir aktivitedir. Fakat her gün basketbol, yüzme, voleybol gibi aktivitelere katılıyorsa, bu durumda burada “spordan” söz edebiliriz. Düzenli spor elbette çocuğun gelişiminde ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde oldukça faydalıdır.

NE ZAMAN HEKİME BAŞVURULMALI?

Genellikle istirahat, sıvı ve beslenme desteği ile üst solunum yolu enfeksiyonları ilaçsız 1 haftada atlatılabiliyor. Fakat eğer çocuğun ateşini düşürmede ve besin desteği konusunda zorlanılıyorsa ve kusma oluyorsa, ailede havale öyküsü varsa bu gibi durumda çocuğun evde tedavi yönetimi zor olduğundan hastanede tedavi edilebilir. Ağızdan ilaç vermenin zor olduğu durumlarda damardan verilerek çocuğun daha kısa sürede toparlanmasını sağlanır.

ANTİBİYOTİK HANGİ DURUMLARDA GEREKLİDİR?

Üst solunum yolları enfeksiyonlarında, örneğin çocuğun çok ateşi varsa, halsiz ve iştahsız ise fakat burun akıntısı ve öksürük yoksa, muayenesinde bakteriyel enfeksiyon varsa, bazen teste de başvurularak erkenden antibiyotik verilebiliyor. Ancak çocuğun ateşi 40 derecede seyrediyorsa, burun akıntısı, öksürük varsa, iştahsız ve keyifsizse, boğazında pembeleşen bir görüntü ve bademciklerinde şişlik varsa, ailenin beklentisi antibiyotik ve iğne tedavisi olsa da, aslında bu belirtiler virüs enfeksiyonuna ait olduğundan çocuğun kendi direnciyle atlatması bekleniyor.

Çocuğun bağışıklık sistemi zayıfsa virüslerin olduğu zemine bakteriyel etkenler yerleşebilir. Buna bağlı olarak, sinüzit, ortakulak iltihabı, zatürre, bronşit gibi rahatsızlıklar da gözlemlenebiliyor. Bu, fırsatçı mikroorganizmaların kolaylıkla enfeksiyon yapabilme potansiyelinden kaynaklanıyor. Bu durumda antibiyotik tedavisi gerekiyor.

SIK HASTA OLAN ÇOCUĞUN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ DE ZAYIF MIDIR?

Virüs enfeksiyonlarına yakalanmış çocuklarda bağışıklık sistemi savaşı söz konusu. Bazı çocuklar bu savaşı 1-2 günde, bazıları ise 10 günde yenebiliyor. Fakat erken atlatanın bağışıklık sistemi daha kuvvetli, geç atlatanın daha zayıf olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar mevcut değil. Her çocuğun özellikle 5-6 yaş altında, yılda 4-5 defa ateşlenme veya enfeksiyon geçirme olasılığı vardır. Fakat çok sık bademcik enfeksiyonu geçiren, bundan dolayı yataklara düşen, müteakiben bronşit ve zatürre olan bir çocukta, tekrarlayan ishaller, normalde sağlıklı bir bireyde sıklıkla görülmeyen osteomyelit (kemik iltihabı, eklem iltihabı), tekrarlayan menenjit, bronşit ve zatürreler “Bağışıklık sisteminde zayıflık var mı?” sorusunu akla getiriyor. Bu şekilde olan ve gelişimsel olarak da akranlarından geri olan çocuklarda bu anlamda birtakım incelemeler yapmak gerekir.

ANNE SÜTÜ ÖNEMLİ

Anne sütüyle beslendiği aşamada daha sağlıklı büyüyeceği için çocuk, ilk ve ikinci yaş enfeksiyonlarını daha az geçiriyor, dolayısıyla iz bırakan kronikleşmiş hastalıklarda daha şanslı oluyor. Yine de anne sütü alan ve almayan çocuklar arasında yüzde 100 fark yoktur. Söz konusu enfeksiyon hastalıkları olduğunda, her çocuğun kendi steril ortamından farklı, yeni bir ortama girdiği anda hasta olma oranı artar.

GÜNDE BİR BARDAK SÜT

Günde bir bardak süt, özellikle ilkokul çağındaki çocuklarda, kemik gelişimi, genel sağlık ve boy uzama için gereklidir. Eğer çocuğun süte karşı özel bir reaksiyonu yoksa günde bir bardak sütle desteklenmesi gerekir. İkinci bir bardak süt, çocuk isterse verilebilir ancak daha fazlası hem iştahı kapatma hem de kabızlık ya da kansızlığa neden olabileceğinden verilmemesi önerilir.

İKİNCİ VEYA ÜÇÜNCÜ ÇOCUKLAR OKUL ÇAĞINDA DAHA GÜÇLÜ!

Genellikle ikinci çocukların, bebekliklerinde hasta olup okula başlayınca pek hasta olmadıklarını görüyoruz. Bunun nedeni bebekken abi veya ablasının okuldan eve hastalık getirmesi ve daha bebekken geçirdiği bu hastalıklar nedeniyle okul çağında karşılaşacağı bu hastalıklara bağışıklık kazanmasıdır. Fakat ilk çocuklar, örneğin yuvaya ya da ilkokula başladığında ilk defa kalabalık bir ortama girerek bakterilerle karşılaştıkları için okulda daha sık enfeksiyon geçiriyorlar. Uzm. Dr MURAT AYDIN ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI

© 2020 tasarım by